Blog - MEKDER Mevlana Eğitim ve Kültür Derneği

İçeriğe git

Ana menü:

BİZ KİMİZ?

Yayınlayan içinde Yazarlarımız ·
Ben Abdülhamit Çakmut, 3.12.1953 yılında Türkiye’nin en soğuk bölgesi olan Erzurum’da, fırtınalı soğuk bir kış sabahı dünyaya gelmişim. Hiç şüphe yok ki aynı dakikalarda ülkemde ve dünya ülkelerinde binlerce çocuk dünyaya merhaba dedi. Birbirinden haberi olmayan, dinleri, dilleri, ırkları, cinsiyetleri farklı binlerce masum, tertemiz, saf insan yavruları olarak dünyayla tanıştık.

SEMÂ’DAKİ SIRLAR

Yayınlayan içinde Yazarlarımız ·
Semâ’da ve semâ merâsiminin çeşitli bölümlerinde görünen uygulamalar bazı özel manaları içermektedir. Bunların bazı sırları görüntülediği kaynak eserlerde anılmış ve bu konuya dikkat çekilmek istenmiştir. Bu sırların ilk açıklayıcısı bizzat Mevlânâ Hazretleridir. O’nun anlatımı ile semâ’nın sırları şöyle dile getirilmiştir: 1. Semâ’nın ne olduğunu biliyor musun? Semâ’, Allah’ın “Ben sizin rabbiniz değilmiyim?” deyişini duyup, Rabbine kavuşmaktır. 2. Semâ’nın ne olduğunu biliyor musun? Semâ’, Dost’un hallerini görmek, lâhut perdelerinden Hakk’ın sırrını bulmaktır. 3. Semâ’nın ne olduğunu biliyor musun? Semâ’, Kendindeki varlıktan geçmek, mutlak yoklukta sonu olmayan, devamlı varlık tadını tatmaktır. 4. Semâ’nın ne olduğunu biliyor musun? Semâ’, Dost’un aşk çırpıntıları önünde başını top yapıp, başsız ayaksız Dost’a koşmaktır. 5. Semâ’nın ne olduğunu biliyor musun? Semâ’, nefis ile harp etmek, yarı kesilmiş kuş gibi toprak ve kan içinde çırpınmaktır. 6. Semâ’nın ne olduğunu biliyor musun? Semâ’, Hazret-i Ya’kûb’un derdini ve devasını bilmek Yûsuf’a kavuşma kokusunu O’nun gömleğinden koklamaktır. 7. Semâ’nın ne olduğunu biliyor musun? Semâ’, Mûsâ Peygamberin asâsı gibi her solukta Firavunun sihirlerini yutup yok etmektir. 8. Semâ’nın ne olduğunu biliyor musun? Semâ’, “Benim Allah ile öyle bir vaktim var ki, o vakitte ne Allah’a yakın bir melek, ne de bir Peygamber araya giremez.” Hadis-i şerifinde buyurulan sırdır. 9. Semâ’nın ne olduğunu biliyor musun? Semâ’, Şems-i Tebrîzî gibi gönül gözlerini açmak ve kudsî sırları görmektir.

CÂMİ MÛSİKÎMİZDE EZANLAR

Yayınlayan içinde Yazarlarımız ·
İslâm âleminde bir mûsiki formu olarak ele alınıp işlenmesi ve şekillenmesi daha çok Osmanlılara mahsus olan dini mûsikî kısaca: a)“Cami’de toplu ibadet çerçevesinde ortaya çıkan ses mûsikîsi” olarak ifade edebileceğimiz “cami mûsikî’siyle”, b)“Bir tasavvufi anlayış çerçevesinde düzenlenen toplantılarda bazen sazlarında iştirakiyle okunan dînî eserlerin bütünü” şeklinde özetlenebilecek olan “tekke (tasavvuf) mûsikîsi olmak üzere iki yakın türdedir.

TÜRK DÎNÎ MÛSİKÎSİNİN ŞÂHESERLERİ MEVLEVÎ ÂYİNLERİ

Yayınlayan içinde Yazarlarımız ·
Bugünkü yazımızın konusu , bir aşk meclisi olan “Mevlevî âyini(mukâbelesi)ne eşlik eden ve Kutbunnâyî Şeyh Osman Dede’nin “Mi’râciye” adlı eserinden sonra uslup ve melodik yapı bakımından dinî mûsikimizin en büyük eserleri sayılan “Mevlevî Âyinleri”dir. Mevlevî âyini ,”sema” ve “mukabele-i şerîf” de denilen ,Mevleviyye tarîkatında yapılan toplu zikri ifade ettiği aynı zamanda bu zikir esnasında okunmak ve çalınmak üzere bestelenmiş dînî mûsiki eserinin ve formu (şekil)nun da adıdır.
© 2016 MEKDER
İçeriğe dön | Ana menüye dön